Müze bilincinin sağlanması bir toplumun temel taşlarındandır. Öyle ki toplumun oluşmasında önemli rol oynamış eserlerin, korunması,
incelenmesi, değerlendirilmesi ve sergilenmesi müze bilincinin gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Böylelikle toplumlar hafızalarını diri
tutabilir. Bu manada bakıldığında müzeler bir bakıma görsel bir kütüphanedir. Bu görsel kütüphanenin belirgin özelliği, temelde soyut
olarak karşılaşılan bilgilerin somut haliyle izlenebilir olmasıdır. Tarihe ışık tutan somut eserlerin sergilenmesinde çeşitli mekanlar
kullanılabilir. Buna belkide en güncel örnek olarak gezici müzeler gösterilebilir. Gezici müzelerin arasında ise iki yılda bir sürekli
düzenlenen Macaristan Turan Kurultayı’nda kurulan üç çadırdan oluşan Atilla Yurt Müzesi örnek olarak verilebilir. Araştırmada evren
olarak gezici müzeler, örneklem olarak ise Atilla Yurt Müzesi ele alınmıştır. İçerisinde antropolojik ve arkeolojik kalıntılar ile görsel bir
düzenleme oluşturulan bu gezici müze örneği iki küçük ve bir büyük yurttan oluşmaktadır. Günümüz müzecilik anlayışına insan
fizyolojisine uygun malzemeler ile elde edilen yurtlar ile yarı göçebe Türk toplumunun mekânsal çözümlemeleri yeni bir soluk
kazandırmıştır. Bir anlamda daha önce taşınabilen bavulların ve büyük araçların gezici müzelere dönüştürülmesi ile yapılan müzecilik
faaliyetlerine sanatsal, ekonomik ve ergonomik Türk bakışı getirilmiştir.
Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.
