Tarihin en eski kültürlerinden birine sahip olan Türkler, dünya sanatına yön vermiş topluluklardan bir tanesidir. Türkler kültür
birikimini yaşayış biçimi ile şekillendirmiş böylelikle çeşitli yönleri ile gelişmiş ve bu birikimi geleceğe sabırla aktarmıştır. Genel
anlamda incelenecek olursa Türk sanatı ve arkeolojisi kaynak olarak Orta ve İç Asya’da prehistorik devirlerden itibaren meydana çıkan sanat unsurlarını ihtiva eden ve çeşitli isimlerle anılan kültürlere dayanır. Erken dönem Türk sanatının gelişmesinde
en önemli unsur ise oluşturulmuş kültür merkezleridir. Bu merkezler hem sanatın hem de ticaretin geliştiği önemli alanlardır. M.Ö.
4500’lerden M.S. 7’ci yüzyıla kadar bu merkezlerin, ipek yolu ticareti ve gelişmesinde rol oynadığı bilinmektedir. Erken dönem
kadim Türk toplumunun ticaret faaliyetleri hakkında Orhun Abidelerinde yer alan ticaret ile ilgili öğütler önemlidir. Bu öğütler etrafında şekillenen yaşam biçimi ise İpekyolu ticaretinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Göçebe hayatın bir gereği olarak görülebilecek bu eşyalar, Türk toplulukların mahareti ile sanatsal ve maddi değere sahip ticaret ürünlerine dönüşmüştür. Bu ürünler
başta İpekyolu olmak üzere çeşitli yollar ile farklı kültürlere sahip topluluklara kadar ulaşmıştır. Araştırmada bu ürünlerin sanatsal
ve ticari değerinin İpekyolu ticaretine katkısı ve etkileri çeşitli yönleri ile ele alınarak değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modelinin
kullanıldığı araştırmada, bulgular literatür tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Bu ilişkisel durum çeşitli yönleri ile ele alınarak araştırılmış ve Sonuç olarak Türklerin sanatsal anlayışının yansımaları olan halı, kilim, deri ve çinilerin kadim dönemlerden bu yana
dünya ticaretinin önemli unsurları olduğu görülmüştür. Bir medeniyetin başka bir medeniyeti etkilemesi üretim materyallerinin
güçlü bir şekilde kullanılması ile mümkündür. Türk kültür ve medeniyet birikiminin ipek yolu ticareti ile diğer medeniyetleri etkilediğini, yapılan ticari faaliyetin ihtiyacı karşılaması yanında Türk estetik bakış açısının da gelişmesine neden olmuştur. Bu gelişim
halı, kilim, çini gibi eserlerin motiflerinin gelişmesine katkı sunmuştur. Tarihsel bir değerlendirme yapmak gerekirse; uzun zaman
geçmesine rağmen geniş bir coğrafyada Türk halı, kilim, çini motiflerindeki yakın benzerlikler dikkat çekmektedir. Örnek vermek
gerekirse; Pazırık halısına bakıldığında zeminin kare şekilli desenlerle bölündüğünü ve bu zemin üzerindeki bölünmelere 9.yy.
Abbasi devleti başkenti Samarra ve Kahire’de bulunan halılarda da görülmektedir. Pazirik halısında bulunan hayvansal motifler
günümüzde hala Manisa, Aydin ve Konya civarında dokunmaya devam edilmektedir. Halı, kilim, çini ve seramik üzerindeki
motifler incelendiğinde; kökenlerinin biçim ve benzetmenin ötesinde birer Türk damgası olduğu söylenebilir. Kadim Türk milletinin
yazıdan önce kullandığı bu simgesel işaretler; hayata, sanata hatta alfabeye dönüşmüş birer tamgadır. Dönemin sosyal, kültürel
durumunu en iyi anlatan bu tamgalardır. Halı, kilim, çini ve seramik üzerinde estetik motifler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
durum Türk medeniyet şuuru ve istikrarının göstergesidir.

Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.

TÜRK SANATININ İPEKYOLU TİCARETİNDEKİ ETKİLERİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir